oyun

Hayatın ilk iki yılı çocuk gelişimi ve oyun

      Oyun çocuğa hayatı  öğreten bir  eylemdir… Sosyal ve duygusal kapasitelerini  genişletir. Zihin, dil ve hareket becerilerini arttırır. Anne  ve babaların  çocukları dünyaya geldiği andan  itibaren, onların gelişimlerini  ne  şekilde destekleyebileceklerini bilmeleri gerekmektedir.  Çocukların doğumla gelen  kapasitelerinin üst  düzeylere  çıkarmak  için  ilk adımda anne  babalara görev düşmektedir. Kendi  çocukluğumuzu düşünürsek; kalabalık  olmayan  ara sokaklar ve  mahalledeki  abi  ve ablalarımıza  emanet edilerek sek  sek,  yakar top ve saklambaç  oynadığımız, kilimlerin üzerine evcilik oyuncaklarını paylaştığımız günler  artık  günümüzde  kendi  çocuklarımız için yok… Kalabalık şehirlerde rutin bir döngüde sabah işe giden, eve çoğu zaman  yorgun ama  çocuklarının  özlemi  ile giden çalışan anneleriz biz…  “Çocuğumla yeterince ilgilenemiyor muyum?”  soruları  kafamızın bir  kenarında zihnimizi didiklerken, vicdan azabının getirdiği  “bari  en  sevdiği  şu oyuncağı da işten gelirken alayım… Gülümsemesini göreyim, mutlu edeyim…”  şeklinde iç hesaplaşmalarımız var…   son dönemlerin moda  deyişi  ile  çok  vakit geçirmenize gerek yok  ama kaliteli  vakit geçirelim!!!  Ama  nasıl ?

oyun

      Çocukların yaşlarına  göre  oyuncak  seçimi  yapalım. İlk  üç  ayda  bebeğin  en  önemli  ihtiyacı ve arkadaşı şüphesiz ki annesidir. Onun sesi ile ninni ve şarkıları,  kokusu ve fiziksel teması vazgeçilmezdir. Doğumun  ilk  günlerinde  siyah-beyaz ve  flu  görme yetisine sahip  bebekler ancak bir buçuk  iki ay  civarı daha  net  ve  renkli  görmeye başlayabilirler. Öyle ki bu gelişim basamağında annesine  gülücük atmaya ve iki-üç aylık dönemde  siz boynunu elinizle desteklemeseniz bile  başını kendi  kendine dik  tutmaya başlarlar. Eline oyuncak  verildiğinde kısa süreli tutar.  Gözleriyle dikkatlerini çeken bir  nesneyi  takip edebilirler, sesler  çıkarırlar. Ellerini  kullanarak  oyunlar oynarlar. Bu dönemde elleri ile kavrayabilecekleri büyüklükte plastik halkalar ve çıngıraklar alınabilir.  Yatağının kenarına asılacak dört beş oyuncak içeren bir sesli  bir dönence  ile  görsel  ve işitsel olarak bebek zihni uyarılır.  Dönenceye, rengarenk kurdelalar  ile asacağınız  değişik küçük kumaş  hayvan  figürleri,  renkli  büyük ponponlar, farklı çıngıraklar 10 -15 günde bir asılarak  oyuncaklar dolayısıyla  zihni çalıştıran  uyanlar değiştirilebilir.  Üç  dört ay  döneminde  bebeğinizin  ayak  bileğine  kalın bir  güvenli  lastik bağlayarak bir  ucunu beşiğinin  tepsine asıla  çıngırağa iliştirebilir ve  bacaklarının  hareket etmesi  ile  oyuncağın  ses  çıkardığını kendisinin algılamasını sağlayabilirsiniz.

      Beş  altı  aylıkken  bebeklerimiz  artık kendi  etraflarında dönebilirler. Yavaş  yavaş  önce destekli, Altıncı aydan  sonra desteksiz  oturmaya başlayabilirler.  İlk  iki  yıl çocuk  gelişimde  “oral  dönem” dir.  El  göz  uyumu  geliştikçe  her şeyi  ağızlarına  götürmek  isterler. Yumuşak kumaş toplar,  hazır satın alabileceğiniz gibi evde kendinizin de  yaratıcılığınız  ile hazırlayabileceğiniz-  örneğin  dolap kulpundan masa ayağına renkli kumaş veya kudelalarla asılan oyuncaklar, kendini görebileceği cam  olmayan  bir  ayna ve oyuncakların  altına konulmuş  yumuşak  battaniye  ile oyun minderleri,  kumaş  kitaplar  bu  dönem  için uygundur….

     Dokuz  on iki  ay gibi  çocuklar  artık  emeklemeye, kimileri erkenden  yürümeye başlayabilir. İstedikleri şeyi  işaret ederek  gösterebilirler.  Ellerindeki oyuncağı isteyerek  yere atarlar. Siz yerden  toplayıp  tüm  oyuncakları  önüne  koysanız bile defalarca yere atma  eylemini  yineleyebilirler. Altıncı ayda  ek  gıdaya başlangıcı ile  onları  artık mama  sandalyesine  oturtabiliriz…  Beslenmeye ilk başlarda direnç göstermeseler de bir yaş  döneminde bir  grup  çocukta beslenme reddi başlayabilir. Bu  dönemde mama sandalyesinde  televizyon veya  cep  telefonu  ile onları  oyalamak  yerine  öncelikle yemek  yedirirken  oyun oynamayı deneyelim. Mama sandalyesi alırken mama konulacak tabla kısmının geniş olmasını tercih edelim. Derin olmayan bir  plastik mutfak  leğeni  içine az miktar su ve  plastik hayvan  figürleri atabiliriz. Ayrıca bu dönem  tabak  kaşık tencere kapağı  gibi  mutfak eşyaları  ile ilgilendikleri bir  dönemdir.  Bebekleri yaralanmaması  açısından  seçilen  renkli  plastik kaşıklar, renkli yumurtalıklar,  renkli plastik  reçellikler  leğenin  içindeki  suya atılarak  oynanabilir.  Duyu ve  hissetmesi için siz  yanınızdayken bu  leğen  içinde  farklı  dokunma  hissi  yaratacak  un veya çiğ yumurta  koyup ellerini  sokup  oynamasına  izin verebilirsiniz. Bu  dönemde yine  ses çıkaran  oyuncakların yanı sıra  tahta veya  plastik  üst üste konulan bloklar, kumaş  veya  kalın  karton sesli –müzikli kitaplar  seçebilirsiniz.  CEE-EE oyununu  yüzünü  eliniz  ile kapatıp açarak  veya basit bir  kumaşı ile   kendi yüzünüze iki  üç  saniyelik  kapatıp  açarak onları  güldürebilirsiniz.  Kendi  çocukluğumuzun klasik bardağın içine  bulaşık deterjanı  koyarak tahta mandalı  deterjanlı  suya daldırıp  üfleyerek  yaptığımız  balon  oyunları  bu dönemde onların  çok  hoşuna  gidecektir. Kırtasiyelerde ve büyük marketlerde  hazır  balon  üflemeli karışımlar  oyuncak reyonlarında satılmaktadır. Ebeveyn  kontrolünde olmalı ve  oynandıktan  sonra çocukların ulaşamayacakları  yüksek  bir rafa  kaldırılmalıdır.

      Bu dönemde diğer dikkat edeceğimiz  nokta; bebekleri  yürüteç  içine  oturtmamamız gereğidir. Gün içinde uzun süreli yürüteç kullanımı kalıcı  parmak  ucu  yürümeye  sebep olarak ilerde tedavi gerektirebilecek  durumlar  yaratabilir.  Pratik  hayatta bana gelen  bir  soru  bu yazıyı şimdi okuyan annelerin de kafasında oluşmuştur diye düşünüyorum: “ hiç mi kullanmayalım?” J Diyelim ki size  bir  yürüteç  hediye geldi ve evde  çocuğunuzla  gün içinde yalnızsanız ve tuvalete bile gidecek zamanınız yoksa banyo  ve  mutfakta acil  işinizi yaparken  belki  1-2  dakikalığına gözünüzün önünde müsaade edilebilir…  Fakat eğer almadıysanız da almayın  lütfen…

     15-18  ay  civarı  artık  yürümeye başlarlar.  Kelimeler  tek  tek  gitgide fazlalaşır. Altı-yedinci ayda başlayan “babababababa-dededede” diye  hecelemeler artık  bir- bir buçuk  yaştan  itibaren kişiye  yönelik  anlam kazanarak “dede ve baba” şeklinde çıkar. Doğumdan  itibaren  bol  bol konuşun  şarkı  söyleyin…bu dönemde  daha da fazla diliniz  kuruyana  kadar  konuşun  onunla…  kalın  kartonlu  hareketli  kitaplar  seçin…Bu  dönende siz  kitap  okusanız da  çok dinlemek  istemeyecek  kitabın  şekli  rengi  ile ilgilenecektir. Bu  nedenle  kitapta neler varmış  siz anlatın.. Bazen  bir doğa veya  moda dergisindeki  resimleri  gösterin ve anlatın.” Bu bir abla  kırmızı etek  giymiş.. mavi de şapkası var… burada ağaçlar var.  Bu da  kocaman bir fil…bu da yavrusu…” gibi ne görürseniz anlatın…ayrıca bu dönemde el boyamayan  kalın pastel boyalar  ile çizim  yapabilir.  Ev içinde saklambaç oynayabilirsiniz. Kumaş  doldurulmuş  bebek veya  kalın tekerlekli büyük arabalarla  oynayabilirler.  Yeri  gelmişken kız veya erkek  cins ayrımı yapmayın oyuncaklarda.  Erkek çocuklarda hayatın gereksinimi oyuncak  kahve  takımı  ile  “hadi  bana bir  çay  koy  bakalım, Hüüp içiyoruz!!…  Ooo  çok lezzetli!!”  diyaloğunu  yaşamalıdır. Kız  çocukları da “Hadi arabaları  sürelim… Bu  bir  ambulans  hastaneye  hasta götürüyor… Uff olmuş… doktor  iyileştirecek …. Bu  bir itfaiye arabası,  yangın  söndürüyor”  gibi  hayatın  her kısmını  oyun  ile  öğrenmelidir.

   18-24  ay  sürecinde  dil  gelişimi  hızlanır. Kendisinin bir  birey olduğunu  çocuk  artık  fark etmektedir. Aileler  arasında  “iki  yaş  sendromu”  olarak adlandırılan  bu  dönemde  inatlaşma ve  kendi  kararlarını doğru  yanlış  ayrımı  yapmaksızın uygulama  isteği vardır.  Durmak  bitmek  bilmeyen  enerjileri  ile  anne babalarının başlarını  döndürürler. Yaz  döneminde  yaşına  uygun park  ve bahçelerde  çimen  üzerinde  ebeveyn  ile  top, oyuncak  havuz  ile  oyunlar, salıncak  ve  kaydırak  ebeveyn  eşliğinde  başlayabilir.  Deniz  kenarında  kum ve deniz  ile oyun bu  yaş  grubu  için  yarım saat  civarında  iki  üç  kez  tekrarlanması  kaydıyla yeterlidir.  Dil ve kelime dağarcığı  gitgide  hızlanacaktır.  Çocuklara kitap  okumanın ve  bol  bol  birebir  konuşmanın  onların dil gelişime  katkısı tartışılmazdır.  Aynı  zamanda bu  dönemde  parmak  kuklalarla  oynatarak  dil gelişimlerine  yine katkı  sağlayabiliriz.  Büyük Legolar,  basit  yap-boz  oyuncaklar  bu  dönemde başlayabilir. 

      Diğer  bir  konu  ise  oyuncak  güvenliğidir.   Oyuncağı  satın alırken” toksik  madde içermez”  ibaresi  olması ve CE belgeli  olması gerekmektedir.  Kaliteli malzemeden yapılmış olmalı ve  hemen kırılıp küçük parçalara ayrılmamalıdır.  Küçük  parçalar  bebeklerde solunum yollarına  kaçıp  aspirasyon ve boğulma riski  yaratabilir. Uzun kablo ve ipli oyuncaklardan sakının; bebeğin boynuna dolanıp boğulmaya neden olabilir. Bu gibi  durumların  önlenmesi  için  küçük  yaşlarda  olabildiğinde ebeveyn  eşliğinde  oyun oynanmalı ve  küçük  yaşlara minik  parçalı  oyuncaklar tercih edilmemelidir. Oyuncak  ambalajları  çıkartıldıktan sonra hemen  çöpe atılmalıdır.  Naylon veya stretch film  ile  kaplanmış  oyuncak  ambalajları  küçük  çocuklarda yine  boğulma riski  oluşturabilir.  Oyun hamuru, kinetik kum, su  ile  ilgili  oyunlarda küçük  çocuklar ebeveyn gözetiminde olmalıdır..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir